TÜRKİYE NEREYE KOŞUYOR
TÜRKİYE NEREYE KOŞUYOR Ülkemiz son günlerde çok ciddi bir değişimin çok ciddi bir çalkantının eşiğindedir. Özellikle siyasi alanda meydana gelen sıkıntılar ve sorunlar gelecek açısından kaygı verici bir görüntü arz etmektedir. Tüm bu konjonktürel ortamda Türkiye siyasi istikrarını kaybetmiş bu nedenlede ekonomik sıkıntıların tellalığı yapılmaya başlanmıştır. Özellikle her ne kadar siyasi iktidarı beğenmesede sürekli olumsuzluk senaryoları üretip ülkeyi germeye çalışan habire kriz söylemleriyle adeta psikolojik savaş ilan eden bazı basın ve yayın kuruluşları milletin müreffehiyetini hiçe saymaktadır. Bu gün Türkiyemiz özellikle 2001 şubat krizinden bu güne sürekli iyileşme ve gelişme göstererek ciddi kazanımlar elde etmiştir. Türkiye de faizlerin yüzde yüzleri hatta binleri bulduğu (over nıght) gecelik faizleri varken, enflasyon %80 lerde hatta daha üzerindeyken, ekonomik kırılganlık ve kredibilitemiz vahim bir durumdayken, yabancı sermaye ülkemize adeta yabancıyken ülkemiz 2001 kriziyle dibe vurmuştur. Dibin daha dibi olmadığı için yeni bir proğramla IMF ile anlaşma yapılmış kredibilite sağlanmış ve o günden bu güne belli iyileşmeler ortaya konabilmiştir. Dibe vuran her hareket mutlaka yükselecektir ve yükselmek zorundadır. Son dönemde sağlanan siyasi istikrar ekonomik istikrarı da beraberinde getirmiş dibe vuran ekonomimiz sağlanan yapısal reformlarla birlikte üst noktalara tırmanmıştır. Bu nokta da bir önceki üçlü koalisyonun son dönemde attığı ciddi adımlar ve daha sonra gelen tek başına iktidar süreci doğru devam ettirmiş hem AB hemde kredibilitemizi sağlayan IMF ile doğru politikalar üretilerek çalışmalar sürdürülmüştür. Bununla birlikte dış piyasalarda güven kazanan ülkemiz ciddi yabancı yatırımlar çekmiş, Borsa yükselmiş YTL değer kazanmıştır. Bu süreç enflasyon oranlarının düşmesine, ihracatımızın artmasına eş güdümlü olarak dışa açık ekonomide ithalatta beraberinde artarak devam etmiştir. Faizlerde meydana gelen düşüşler ülke ekonomisini rahatlatmıştır. Bu gün gelinen nokta da özel sektör borcu artsada kamu borç stoku ciddi anlamda azalmıştır. Tüm bunların ışığında ekonomimiz daha sağlam temeller üzerine oturmaya başlamıştır. Bir ülke de ki özellikle serbest piyasa ekonomilerinde iki temel ekonomi politikası söz konusudur. Birincisi para politikası merkez bankasının çalışma alanına girer. para politikasında temel hedef ülkede fiyat istikrarını sağlamak enflasyon oranlarını kabul edilebilir düzeylerde tutmak ve fazi oranlarının aynı derecede kabul edilebilirliğini sağlamaktır. Merkez Bankamız 2001 öncesinde politika yapıcıların emrinde olduğu için sürekli para basım yeri yani ihtiyaç duyulduğunda darphane olarak kullanıldığı için asıl fonksiyonunu yerine getirememiş ardarda krizler patlak vermiştir. Kemal Dervişin ülkeye en büyük katkısı bana kalırsa MB nı tam bağımsız bir hale getirmesidir. Bu gün tam bağımsız merkez bankası fiyat istikrarı konusunda bağımsız hareket edebilmektedir. ikinci temel politika ise maliye politikasıdır ki devletin özellikle Maliye bakanlığının direktifleriyle maliye politikalarını içeren faaliyetleri kapsar. Ülkede kamu alanında yapılan tüm ekonomik çalışmalar maliye politikasının ürünüdür. Bu bağlamda ülkemizde sağlanan gelişmeler yapısal reformların hayata geçirilmesiyle bu iki alnda doğru politikalar üretilmesiyle kazanılmıştır. Bu günlerde ülkemizde her nekadar siyasi tutumunu beğenmesekte ülkeyi germeye çalışan kriz çığırtkanlığı yapan bulanık suda balık avlama niyyetinde olanlar var. İktidar ben yaptım oldu mantığıyla hareket ederek bu süreçten nemalanırken muhalefet kriz çığırtkanlığı yaparak ülkeyi germe kaygısıyla nemalanıyor. Bu gün faizlerde meydana gelen %1 lik artışın yıllık ekonomimize maliyeti olarak 2 milyar dolardır. Ülkemizde 6 milyona yakın kredi kullanmış vatandaşımız var. Bıçak sırtında yürüyen ekonomide hassas dengeler bozulduğunda bu insanların nasıl zorda kalacağını siz düşünün. Peki bu kimin cebinden çıkıyor; ne muhalefet nede iktidar; bu halkın cebinden halkın aşından işinden çıkıyor çıkartılıyor. Çok basit kolay bir seçim ilkkez bu kadar sorunlara sebep oluyor. Çankayayı Gül'e emanet edemiyoruz da dışişlerini nasıl emanet edebiliyoruz. Asıl sorulması gereken budur. Süreci krize dönüştürenler gerek iktidar gerek muhalefet bunu çok iyi değerlendirmelilerdi. Kapalı kapılar ardında imza yetkisi olan ülkenin en gizli kritik konularında karar yetkisne sahip birisi 4.5 yıldır bu ülkede imzalar atarken neredeyiz. Kaldıki çankaya daha pasif daha hareket alanı dar bir temsil yeridir. Şüphesiz o makam yol geçen hanı herkesin oturabileceği bir alan değildir ancak daha hassas makamlarda oturanlar orada neden oturamasınlar. Şimdi 367 tartışmalarıyla iptal edilen seçim süreci belkide halkımızn önüne çifte sandıkla getirilecektir. Bu dönemde ciddi propaganda yapan iktidar amacına ulaşırsa arada geçen zaman zarfında ekonomide meydana gelen sıkıntılar nedeniyle işinden aşından olacak kazancından olacak halkımızın vebalini kim ödeyecektir. Ülkemizde sorumsuz ve duyarsız politika yapıcılar istemiyoruz. Biz artık bu ülkede temiz siyaset istiyoruz.
ıÜüTerörün her türlüsü lanetlenmiştir. Hiç bir sorun kanla barutla çözülemez. Özellikle cennet Vatanımızda son günler de birilerinin el altından teşvikleriyle birilerinin kışkırtmalarıyla bir operasyon düşünülmektedir. ancak öyle bir hal aldı ki bu iş davulla zurnayla san ki düğüne gidiliyor. Ülkemizde hedef birliği oluşmamışken sırf seçimlerde belli kesimlerin önünü kesmek için ülkeyi savaşın içine sürükleyenler bunun vebalinden kurtulamazlar. Operasyon yapılacaksa en doğru zamanda ve stratejilerle yapılmalıdır. Ülkemizde ki terör olayını yapanlar belli faaliyetlerle kürt kardeşlerimizide sürece dahil etmeye çalışıyorlar. Kısmende olsa işsiz eğitimsiz kardeşlerimizi kandırabiliyorlar ancak Ermenilerin hedefi için AB ülkelerinin çoğunca destekli bu terör belasına benim halkım prim vermemeli vermeyecektir. Burda yaratılmak istenen kardeş kavgasıdır. Asla bu oyuna gelmeyelim. Misakı Milli sınırları içersinde vatan birdir bölünemez. Bu ülkede ingilizce, almanca derslerinden rahatsızlık duymayanlar kürtçe konuşan kardeşlerimize de aynı saygıyı göstermek zorundadır. Asla kafatasçılık yaparak kardeş kavgasına mahal verilmemelidir. Bu gün hangi ırktan olursanız olun gidin doğu da güneydoğuda sizi kimse aç bırakmaz susuz bırakmaz. Sizi en güzel şekilde ağırlar gerekirse aç kalır yine sizi doyurur. Bu kadar merhametli bu kadar misafirperver bir halka hiç bir mihrak olumsuzluk yükleyemez yükleyemeyecektir. Bizler her yerde aynı şarkıyla oynuyor aynı türkülerle halay çekiyoruz. Bizm gayretimiz her zaman için halkımıza daha çok emniyet, ekonomik kalkınmayla birlikte eğitim götürmek olmalıdır.
Bu ülkenin bireyleri ve gençleri olarak geleceğimizin güvende olmasını istiyoruz. Ülkemizde siyaset gençlerin birilerinin değirmenine su taşıyan yada afiş asan maşa olarak kullanılan pasifize edilmiş kişiler olmasını da kabullenemeyiz. Biz bu nedenle gençlerimizi ilk süreçte siyasete taraf olmaktan uzak olmalarını tavsiye ediyoruz. Gerekli maddi ve manevi alt yapıları oluştuğunda ilerde bireysel tercihleri olarak tabiki normal karşılıyoruz.
Artık toplumun her bireyine düşen en önemli görev içinde bulunduğumuz bil toplumu olma sürecinde; kendimizi en iyi şekilde yetiştirmek kişisel gelişimimizi en üst noktalara taşımak aranan kişi olarak her alanda elimizden gelenin en iyisini yapmaktır. Ülkemizin gerçeklerine asla kulak tıkamayalım sürekli takip edip sürekli kendimize yeni değerler katalım. Bu ülke hepimizn bu gelecek hepimizin. Geleceğimizin aydınlık olması yapılacak seçim ve seçimlerin huzur ve güç getirmesini temenni eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.
Saygılarımla
Yaşar AVCU
Türkiye Genç Girişimciler Platformu Başkanı
www.tuggip.com


0 yorum yazılmıştır