<
Psikoloji Sözlüğü

« Önceki | Sonraki »

8/11/2008

Kendini Tanıma ve Mutlu Olma Yolculuğu

Kendini Tanıma ve Mutlu Olma Yolculuğu

 

 

Her ne kadar kitaplar yazılacak, hikâyeler anlatılacak çok uzun bir hayat tecrübem olmasa da; hayatımın bu güne kadar ki kısmının büyük çoğunluğunu insanları gözlemleyip onları tanımaya çalışmakla geçirdim. Anadolu’nun şirin olmakla beraber bir o kadar da yeni ili olan Aksaray’ın “ilk duyanlara herkesin bekar olduğu sanılan ancak adını Bekar Sultan Türbesinden alan” Bekarlar Kasabası’nda başlayan hayat mücadelem 3 yaşından sonra İstanbul’a göç ederek yeni bir sürece girmişti. Elbette bir ‘’Yörük’’ çocuğu olmakla memleketin her evladı gibi Anadolu’nun öz değerleriyle şekillenen kültürümüz kişiliğimizin de adeta mayasını oluşturdu. Ecdadımızdan gelen misafirperverlik aşkı ve insanlarla iç içe olup aktif bir yaşam tarzı bu güne kadar ki tecrübelerimizi sürekli perçinledi. Bütün çalışmalarımı milletimizi oluşturan her ferdin taşıdığı değerlerin hamuru olan ruh ve kültürle yapma gayretindeyim. Bu bağlamda gördüklerimden, dinlediklerimden yaşadıklarımdan ve okuduğum birçok alandaki kitaplardan yola çıkarak çalışmalarımı şekillendirdim. İçimdeki ülke sevdasının vermiş olduğu feyizle Türkiye’mizin birçok ilini, ilçesini, köyünü ziyaret ederek milletimizle kucaklaşmanın eşsiz hazzını tattım. Çıktığım bu yolculukta tüm çalışmalarımı birebir hayatın içinden gerçekleri yaşayarak, anlayarak, dinleyerek ve tecrübe ederek yapıyorum.

 

Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünürken kimse kendini değiştirmeyi düşünmez. “Yeni iyi ve güzelse al, eski kötü ve çirkinse at” anlayışıyla hareket ederek her geçen gün kendimi geliştirmenin mutluluğunu yaşarken, gönül dostlarıma da bu çıkılan yolculuğun mihenk taşlarını tavsiyelerle anlatmak istedim.

Tüm bunların temelinde şunu biliyorum ki insanı hayata bağlayan çok şey vardır. Hayata anlam katabilen yalnız insandır. O halde insanın kendi durumunu en iyi şekilde kendisi değerlendirebilir. Bu yolda olan bir insan sağlıklı bir bedene, iyi analiz eden bir zihne ve huzurlu bir ruh haline sahiptir. Bu kişi hayatın içinde zayıf yanlarını sürekli azaltır, güçlü yanlarını sürekli geliştirir.

Evliliğinde, iş hayatında, işletmesinde ve bulunduğu toplumda kaliteyi yükseltmek isteyen kimse öncelikle kendi bilincini yükselterek işe başlamalı. Bir sorunla karşılaştığı zaman değişik yorumlarla zaman öldürmek yerine sorunu çözmeye odaklanmalıdır. Bu şekilde içindeki güçleri harekete geçirerek hayata karşı coşkulu bir hale gelmiş olur. Zaten bütün büyük başarılar coşkuyla çarpan bir kalbin ürünüdür. İnsan istediği duyguları yaşamak istiyorsa, kendini kontrol edemeyeceği dış olayların merhametine bırakmamalıdır. Kendine hakim olup; duygu, düşünce ve davranışlarına hakim olursa mutlu olur.

İnsanoğlu kendi varlığının yapısı ve işleyişi hakkında yeterli bilgiye sahip değil. Bir otonun bir vapurun yönetimini çok iyi bilen insan, ne yazık ki kendini yönetmeyi yeterince bilmiyor. Özellikle duygusal ve ruhsal yönden kendi kendine yabancı; bu nedende kendi dışındaki güç kaynaklarına esir oluyor. Kendi, iç hazinesini tanıyabilse bu yola sapmayıp kendi yolunda ilerleyecek. Hayatını kendi korkularının yönetmesine izin vermeyecek, kendi varlığını geliştirmek için mücadele edecektir. Şairin sözünde olduğu gibi “hoşça bak kendine ki, sen âlemin özüsün” sözünün anlamı çok manidardır.

İnsanoğlu duygularını çok iyi tanımış olsa, doktorlar ve psikologlarla uğraşan kişi sayısı azalırdı. Böylece depresyonu değil mutluluğu seçerlerdi. Duygularını iyi tanıyan kimse; anlaşmazlıklar, çelişkiler, kaygılar, ölüm, kazalar, yaşlanmak gibi birçok hayatın olumsuz anlarında duygularını kontrol edebilir ve olası bir mutsuzluğun, depresyonun önüne geçebilir. Bir mutluluk kapısı kapandığında ötekisi açılır. Oysa çoğu kez dikkatimizi öylesine kapanan kapıya odaklamışızdır ki bizim için açılan yeni kapıyı fark etmemişizdir bile. Eğer dikkatimizi yeni açılan kapıya odaklarsak, hayatın önüne geçemediği olumsuz şartlarına daha güçlü bir duruş sergileyebiliriz. Nasıl ki Mevlana duyguları bir ata benzetiyor; ata binmiş kişi, dizginleri bırakırsa atın onu nereye götüreceğini bilmez. Attan inerse o zamanda yoluna gidemez. Bütün bunların orta noktasını bu kendini bilme yolculuğunda bulabiliriz.

Her insan hayatın anlamını kendi vicdanında aramalıdır. Bu anlam görünmeyen harflerle insanın kalbine yazılmıştır. Bunu anlamak için insana ‘’oku ve kendini bil’’ öğüdü verilmiştir. Allah değersiz hiçbir şey yaratmamıştır. Yetenekler ve potansiyel insanın içinde kalsın diye verilmemiştir. Bu büyük kudretin vermiş olduğu potansiyeli sürekli geliştirmek ve başkalarıyla paylaşmak için var olduk. Öyleyse bize emanet edilen bu potansiyeli ortaya çıkartmak için sorumluyuz. Aklımızı bilinçli şekilde kullanarak kendimize doğru içsel yolculuğa çıkalım. Hayatın bir anlamı ve amacı olduğuna inananlar için bu yolculuk çok keyiflidir. Bu yol hayatınızı daha anlamlı kılacak bir yoldur. Hazırsınız bu “kendini tanıma ve mutlu olma” yolculuğuna birlikte çıkmaya ne dersiniz?

 

TÜGGİP Hareketi  GENEL BAŞKANI

Yaşar AVCU

 

 

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır