<
Psikoloji Sözlüğü

« Önceki | Sonraki »

6/11/2009

Tarıq Al Hashimi Türkiye 'de Gençlerle Buluşacak-10 Kasım Bilgi Ünv.12.00

Geçtiğimiz günlerde Şii Lider Ayad ALLAWI başta olmak üzere MUTLAQ, NIJAIFI, ISSAWI gibi liderlerin de içerisinde bulunduğu 13 parti ile kurduğu seçim ittifakı ile 2010 yılında gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde en güçlü aday olarak kabul edilen Sünni Lider ve Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarıq Al HASHIMI Türkiye’de gençlerle buluşacak.

“Toplum ve Demokrasi Derneği” tarafından Anadolu’nun çeşitli şehirlerinden seçilecek 200 gencin “ABD işgali sonrasında Irak’ın geleceği” ile ilgili sorularını yanıtlayacak olan Sayın HASHIMI Irak’ı tarihi bölünmüşlükten nasıl kurtarmayı hedeflediklerini anlatacak.

ABD’nin 2003 işgalinden sonra ülkede meydana gelen mezhebi ve etnik bölünmüşlük yerine birlik içindeki bir Irak vizyonu taşıyan Sn. HASHIMI konferansı 10 Kasım 2009 tarihinde Saat 11:30'da İstanbul Bilgi Universitesi’nde gerçekleştirilecektir.

Toplantıya katılmak için dispolitika@toplumvedemokrasi.org.tr adresine katılım talebinizi iletmeniz gerekmektedir.

Başvurunuz akabinde 200 kişiye davetiyeleri ulaştırılacaktır.

Toplantıya onaylı katılımcılar dışında misafirler maalesef kabul edilemeyecektir.

4/10/2009

Genç Girişimci

Değerli Genç Girişimci;

TÜGGİP Hareketi olarak başlattığımız onurlu Gençlik Hareketini bir şekilde duyarak,görerek ve öğrenerek şu an bu düşünceleri okumaktasın, çok iyi biliyoruz ki bu güne kadar birçok grup, dernek, siyasi parti, sivil toplum kuruluşu ve kurum görmüş içinde bulunmuşsundur. Hiçbir organizasyon içersinde çalışmamış, aktif görev almamış da olabilirsin. Geçmişi belli ölçüde geride bırakırsak şu an hangi durumda hangi dönemde ve seviyede olursan ol en doğru yerde bulunmaktasın. Siyasi bir yapılanma mı? Korkularını için rahatlıkla bir kenara bırakabilirsin. Şehir efsanesi gibi sürekli anlatılan ve her kademeden kişinin duyduğu STK mutlaka bir yerden desteklidir mantığını biz çürüttük.  Ülke içersinde herhangi bir siyasi yapılanma ve kurumun güdümünde olup olmadığı düşünceleri de aklınıza geliyorsa onları da huzurla bir kenara atın.

 

Biz Türkiye Cumhuriyeti’ne vatandaşlık bağlarıyla bağlı her görüş ideoloji ve düşünceden bireylerle ülkemizin temel değerlerini ve tarihten aldığı misyonu bilerek ve yüreklerimizde hissederek çalışmalar yapma gayretindeyiz. Biz ne devşirme bir gençlik nede birilerinin değirmenine su taşıyan maşalar değiliz. Biz TÜGGİP Hareketi olarak ülkemizde ve dünyada gerek eğitimini sürdüren gerekse iş yaşamında kariyer hedefleri olan genç arkadaşlarımızla nitelikli bireyler yetiştirmek için çalışıyoruz. TÜGGİP Gençleri toplumumuzun farklı kesimlerinden bireyleri güçlü bir aile ortamı içersinde bir araya getirerek çalışmalar yapar.  Çatışma değil dayanışma anlayışıyla tarihini gerçek anlamıyla bilen ona göre gelecek öngören, siyaseti ekonomik ve toplumsal anlamda yararlı bir uğraş alanı olarak görülmesini sağlayan, üniversite döneminde dinamik ve kendini en güzel şekilde yetiştirmiş genç arkadaşlarımızın sayılarını artırmayı amaçlayan, daha realist ve girişimci bireylerin artmasını arzulayan bir yapılanmadır. Ekonomik yönden de tamamen bağımsız, belli dönemlerde sponsorlarımız ve sizler gibi Girişimci Genç fedakâr arkadaşlarımızın emekleriyle hedeflerine koşan, tarihte olduğu gibi bundan sonrada sahip olduğumuz gönüllülük duygusunu sonsuza dek yaşatacak bir organizasyonuz.

TÜGGİP Hareketi bitmeyecek bir sevdadır, aşktır, topluma hizmet ve gençlerimize yararlı olmak için var olan fedakâr bir yapılanmadır. Bu hareket kısa süreli bir vizyon değil “Geleceğin Resmedildiği Bir Tuvaldir”.  Doğru yerdesiniz çünkü bu resim sizinle çizilecektir, bu duygusal bağ sizle var olacak sizle sürecek gelecek nesillere aktarılacaktır. Siz varsanız siz gönlünüze bu sevdayı koyarsanız işte o zaman siz bir “GİRİŞİMCİSİNİZ” , bizi bize bırakır bu fedakârlığı birlikte omuzlayamazsak tüyü bitmemiş yetimlere, tarihte bizler için şehit düşenlere, Gazilere, Mustafalara, bizler için teknoloji üreten fikir adamlarımıza, aydınlarımıza, bizler için fedakarlık yapan tüm yurttaşlarımıza karşı mahcubiyet içersine girmiş olursunuz. 

Bu nokta da biz aynı türkülerle hüzünlenip sevinen, aynı toprakla beslenen renk düşünce ayırmaksızın huzurla yaşayan toplumun bağrından doğan bir Gençlik Hareketiyiz. TÜGGİP Hareketi tüm yurttaşlarımıza emanet olacak  bir harekettir, organizasyondur, bitmeyecek bir sevda ve anlayıştır.

Değerli Genç Girişimci,

Gönüllülük duygusunu ve aidiyetlik için misyonumuzu gönülden seninle paylaştık.  21. yüzyılda her şeyi ekonomik rantabiliteye dayandıran zihniyetleri bir kenara atarak Girişimciliğe yeni kavramlarda kazandırdık. Bu sevda yüreklerde hissedilirse Girişimci dostlarımız toplumsal duygularını güçlendirecek, toplum için daha çok iş üretecek, genç arkadaşlarımız niçin Girişimci olduklarını daha anlamlı bir şekilde görecek, bu süreçte huzurla ve zevkle bu aileye katılan her arkadaşımız kendine yeni değerler katmanın hazzını tadacaktır. Yürekten inanıyorum ki çok kısa sürelerde ülkenin tamamında bir çok nitelikli bireyler yetişecek, işletmelerde görev alan dostlarımız başarılı bir kariyere doğru yelken açarken, istihdam alanları oluşturacak arkadaşlarımızda topluma faydalı işler üretmenin eşsiz onurunu ve haklı gururunu bizlerle paylaşacaktır.

Gelin yüreğinizde saklı yerlerde olan kıvılcımları ateşe volkana bir yanardağa dönüştürelim ve hiç sönmesin. Toprak altında kalmış tohumlar yeniden toprağı çatlatsın boy verip başaklansın.  Üretelim, değişelim, geliştirelim ve hep birlikte her geçen zamanda eksiklerimizi azaltıp Beyaz Zambaklar Ülkesini kuralım. Bizler o ışığı gördük sonuna kadar aydınlanacağız, gelin tüm karanlıkları hep birlikte aydınlatalım.

Asla unutmayalım ki tüm gerçeklerin temelinde bir hayal dünyası vardır. Biz hayallerimizi kurduk sende katıl, değiş ve geliştir ki hayal dahi edilemeyenleri birlikte gerçeğe dönüştürelim.

 Bu yolculukta "Yolumuz Uzun Amacımız Onurlu"  Onurlu Gençlik Hareketine Hoşgeldiniz….

   www.tuggip.com

19/8/2009

Demokratik Açılım-1

Demokratik Açılım-1

 Kürt sorunu,terör sorunu,PKK,Apo, ezilmiş halk.... kavramları okadar birbirine bağladılarki sanki hepsi aynı sorun hepsinin çözümü aynıymış gibi topluma empoze edilmeye çalışılıyor. Süreç içersinde birileri varolan boşluktan yeni kavramlar türeterek değirmenlerine sürekli su taşıdılar. Bunu tüm kesimden bireyler öyle kullandı ki, uyuşturucu,kaçakçılık, insan ticareti, organ mafyacılığı vb..... Bir sorunu iyi anlamak için önce onun mana tarihini, fikri temellerini çok iyi analiz etmeniz gerekir. Öyle yapılmazsa domatezler bibere karpuzlar kavunlara karışır hiçbir şeyi anlayamazsınız. Türkiye Cumhuriyet olduğu günden beri bir çok sorunu çözemedi hala onlarla yaşıyor. Kürt sorunu denilen kangren olmuş mesele Şeyh Said'in ülke  Anayasası belirlenirken beklentilerinin karşılanamaması, hatta islam ibaresinin kaldırılıp laik bir devlet oluşturulmasıyla başlamıştır. Bu sorunu bu şekilde tespit etmek için bu gün doğuda bir çok ile gidip toplumun  özellikle Kürt hakları söylemlerini üretenlerin onu ÜSTAD olarak görmelerinden anlayabiliriz. Artık şapkamızı öne koyalım, kavramlardan kaçarak gerçeklere yüz çevirerek sorunalrı çözemeyip sadece sorunla mücadele ediyoruz. Sıkıntılarla yaşayıp huzur ve istikrarımızı kaçırıyoruz. Ülke olarak şunu bilmeliyizki etnik kökeni her ne olursa olsun burası Türkiye Cumhuriyeti  her birey önce bunun farkında olmalı ona göre talep ve istekleri olmalıdır. Etnisite ye gelince de bu farkındalıkla milleti birleştirip bütünleştiren ortak paydalar ve paylaşımları tespit ederek o kavramlar üzerinde bu binayı sağlamlaştırmalıyız.Sorunun temeli belli ama birileri o sorunu öyle kendi akıntıları yönünde kullanmışlarki bu ülkeyi yönetenlerin basiretsizliğinden bu seviyeye ulaşmıştır. İslami devlet kimliğinin atılmasına karşı olarak başlayan hareket ki siz eğer Çanakkalede, Sakaryada dini celili islamın tek kalesi ülkeniz için savaşmışsanız elbette siz İSlam devleti içersinde yaşarsınız. Yoksa kürt,arap,acem neden Türklerin yönetimi  altında milliyetçi ve laik sistem içersinde yaşamı kabul etsin. Asırlardır Türk liderlğinde dünya düzeni vb elbette ortada, ister istemez herkes bizim akıncılığımızdan yararlanmış liderliğimiz altında huzurla yaşamışlar. Ancak biz 1920 den sonra o kimliğimizi yok saymak istedik. Tüm islam değerlerini bir kenara bırakıp yeni bir sisteme geçtik. Dönemin şartları göz önüne alınarak  doğru yanlış araştırılıp tartışılabilir. Burdaki temel konu artık bizi bir arada tutan değerleri başta İslam devleti olmaklığımızı kaybetmemiz. Bu açıkça şu demek biz varolan birlikteliği yıktık yerine yeni bir kavram geliştirp sizi yinede bir arada tutacağızdır. Ama ne acı ki bunun tutmadığını 100 yıla yakın bir zamanda zor anladık. Kimse kalkıp bana çerkezde, rumda ermenide aynıdır demesin. 20 milyonun üzerinde bir halk ile 3 5 binler hiç aynı olurmu. Ne mutlu Türküm diyene kulağa hoş gelsede bunu diyen hemen öyle oluveriyormu. Olmuyormuş ki binlerce şehit milyar dolarlarca masraf birikim kazanım heba olup gitti. Sorun adeta kangrenleşti ve şimdi çözmeye çalışıyoruz. Süreç dış mihraklarca da öyle güzel kullanıldı ki kominist felsefeyle ne kadar temel değerimiz varsa yok sayılıp kürt çocuklarımızı dağlara çıakrttılar. Hiç bir orduya adı verilmeyen Mehmetçik'e kurşun sıktılar. Onun mukaddesliğine inanarak manevi bir eğitimden geçmiş olsalardı hiç biri dağa çıkmayacak toprağıan bayrağına milletine sadık olamnın huzuryla iyi bir vatandaş oalcaklardı.  Şunu kimse unutmasın ki bıçak kemiğe dayanıp sözün bittiği yerde milletimiz sonuna kadar bayrağı toprağı mukaddesatı ve Türkiye Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı için sonuna kadar çarpışır. Artık yapılması gereken sorunun özüne inip kavramlarla boğuşmak yerine Üniter bir yapıda bizi bir tutacak bir ortak payda bulmalıyız ki oda aşikardır. İktidarın açılımını iyi irdeleyip bu yönde ona tüm destek ve öneriler sunulmalı yıllar sonra parçalanmaya sebebiyet verecek tüm söz karar ve tutumlardan kaçınılmalıdır. Kişiler ve makamlar geçicidir ancak devletin bekası herşeyin üstündedir. Makamları işgal edenler bu gerçeği ve geleceği düşünerek hareket etmelidirler.

 

18/8/2009

Uyan Artık yiğidim

      ıÜüUyan Artık Yiğidim

Istırâbdır yiğidim azığımız, hicrandır
Mirasımız mahkûmdur, mahzundur, perişandır
Gene de ye’se düşme yiğidim; imtihandır
Filizlenen her ölüm, mazlumlara nişandır

,
Ne gönüllerde sevinç, ruhlarda beyaz kaldı
Ufka bir bak, ilerle; inkılâba az kaldı.


Ülkemden hatırıma hep sefiller geliyor
Bin yüzlü Ebrehe’ ler, kara filler geliyor
Şimdi devran değişti; ebâbiller geliyor
İbrahim bahçesinden taze güller geliyor

Âlemde, duyulacak kutlu bir âvaz kaldı
Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı.

Çöküyor sırtımızda yükselen vahşi duvar
Heykeller kırılıyor; dökülüyor mumyalar
Toprağın sinesinde umut var, heyecan var
Okşadığın her kökten fışkırıyor bir bahar.


Buzlar çözüldü; kıştan kuru bir ayaz kaldı
Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı.


Gözlerin âyet âyet büyüyen bir bebektir
Ellerin sokaklarda uçuşan kelebektir
Sana rehberlik eden ne cindir, ne melektir
O bir İnsan-ı Kâmil, mücella bir dilektir


O’ ndan bize ebedi sürecek bir haz kaldı
Ufka bir bak yiğidim; inkılaba az kaldı.


Bulanık akan sular durulacak yeniden
Gökyüzüne direkler vurulacak yeniden
Saâdet menziline varılacak yeniden
Çağlar üstü bir nizam kurulacak yeniden


Cehaletin elinde lanetli bir saz kaldı
Ufka bir bak yiğidim; inkılâba az kaldı.


Bu kan kokan coğrafya, bu çığlıklar senindir
Bu gözü yaşlı târih, hıçkırıklar senindir
Yeryüzünde çiğnenen bütün haklar senindir
Prangalı hükümler, aydınlıklar senindir.


Yıllardır, uygarlıktan sana hep enkaz kaldı
Ufka bir bak yiğidin, inkılâba az kaldı.


Tasalanma yiğidim; zaman bizden yanadır
Külümüzden yükselen duman bizden yanadır
Son durak, son ilahi ferman bizden yanadır
Dünya düşman olsa da, iman bizden yanadır


Kapıları açacak çoşkun bin niyaz kaldı
Ufka bir bak yiğidim, inkılâba az kaldı


Mahzenlerde beklemek ziyan artık, yiğidim
Fecr-i sâdık vaktidir; uyan artık yiğidim
Ateşlere girsen de, dayan artık yiğidim
Hakikate dönüyor rüyan artık, yiğidim


Zalimler için karar verildi; infaz kaldı
Ufka bir bak yiğidim, inkılâba az kaldı.

Nurullah Genç

 

3/3/2009

Ne Değişti?

Değişim rüzgarları tüm hızıyla esmeye devam ediyor. Öyle bir hızla esiyor ki önüne gelen ne varsa kendi yörüngesine doğru acımasız bir halde  sürüklüyor. Dünya da iyice kökleşen ve adına "küreselleşme" denilen bu çarpık düzen mazlumu her geçen gün daha büyük çıkmazlara doğru sürüklemeye devam ediyor. Bu sürecin dayanılmaz ağırlığını hissedenler çırpındıkça batıyor ve yörüngesini değiştirmeden rüzgarın önüne alıp götürdüğü kum tanecikleri gibi  ordan oraya savruluyor.

Kıymetli dostlar biz her zaman her ahval ve şerait içersinde memleket meseleleriyle yoğrulan bireyler ve kanaat önderleri olarak her zaman toplumun bu günü ve yarını için varız. İnanıyorum ki bu ülkenin evlatları olarak bir çok gönül dostumuz da bu niyyet ve temennilerle çalışmalar yapmaktadır. Üzüldüğümüz nokta ise yıllarca kendi benliği ve karakteriyle özünü iyi bilerek hareket eden samimi saydığımız dostlarımızın bu gün akarsuya kapılan kütükler gibi kendini kaybetmesi ve birer harici bedbahtların kalemşörü haline gelmeleridir. Toplumu uyaracak milleti şahlandıracak olanlar bu topluma yürekten bağlı olan düşünürlerdir. Maddi çıkarlar için özdeğerlerini kaybedenler unutmasınlar ki batan gemide sadece yolcular değil o geminin delinmesine seyirci kalan kaptan ve tayfalarda batarlar. Hazin sona yaklaşıldığında artık herşey çok geç olabilir. Şüphesiz herşeyi arzu ettiğimiz noktaya getiremeyebiliriz ancak en azından onurlu bir mücadele göstererek bu topraklardan emdiğimiz sütün hakkını vermiş oluruz. İçinde bulunduğumuz dönemde beni rahatsız eden okadar çok kalemşör ortaya çıktı ki bunları gönül dostlarımla paylaşmak buradan ve sesimizi ulaştırabildiğimiz bir çok yerden paslanan kalbleri cilalamak amacıdır.Hedefimiz suya kapılıp gidenlerin elinden tutup kurtarabildiğimiz kadarını kurtarmaktır.  

Tüm bunların temelinde  ülkemizde belli süredir uygulanan bir değişim süreci mevcuttur. Belli hedefler belli taktik ve stratejilerle peyderpey uygulanmaktadır. Perde önünde gerçekleşenlerle perde arkasında oynatılanlar çok farklıdır. Bazı kavram ve değerlerin içinin boşaltıldığı uzun vadeli hedefler için basamakların bir bir oluştuğu bir dönemden geçmekteyiz. Özellikle en başta ifade ettiğimiz gibi bazı kalemşörlerle önce toplum zihnen bir hazırlık aşamasına tabi tutuluyor. Belli propaganda araçlarıyla pekiştiriliyor ve adeta narkozlanmış halk olan biteni sadece seyrediyor. Hakikaten anlam vermekte zorlandığımız bir başkalaşım süreci ve bu süreçte de bukalemon gibi renk değiştirenlerin meydanları doldurması. Türkiye hiç olmadığı kadar bir büyük dönüşümün arefesindedir. Bu dönemde üzerine büyük sorumluluklar düşen kanaat önderleri ve karar mekanizmaları gereken hassasiyyet ve özeni bu bağlamda  sorumluluk duygusunu asla kaybetmemelidir. Sürekli uyarıcı ve doğru yöne sevkedici bir konumda olmalı bunun için bir direnç göstermelidir. Rüzgar nerden eserse bizde o yöne döneriz mantığıyla ülkeye verilecek en büyük zarar verilmiş olur. Türkiye tüm bunlarla birlikte süreci doğru yönetir tüm sorumluluk sahiplerinin aklı selim ve sağduyu ile hareket ederek kendi benliğiyle, kararlılıkla ve azimle çalışırsa ciddi kazanımları elde eder. Ne zamanki küresel dominant güçlerin değirmenine su taşıyarak makam koruma gayretlerine girerse ki kuvvetle bu yönde atılımlara şahidiz toplum olarak ciddi sıkıntılara düçar olmamız kaçınılmaz olacaktır. Derdimiz halk işimiz gücümüz halk temel hedefimiz toplumun müreffehiyeti ve devletimizn bekasıdır. Bu vizyon için en büyük dayanağımız hak ve sahip olduğumuz değerlerle dik duruşumuzdur. Ülkemizin önce bekası ve refahı için bütün gayretimizle her fırsatta çalışmalarımızı bu yönde realist bir şekilde sürdürmeliyiz. Halk olarak uyanık olmalı olan bitenlere sadece seyirci kalmamalı sürece katkı sağlayan etkin bir güç olmalıyız.  Sadece oy verip köşemize çekilmek yerine yasalar va belli imkanlar çerçevesinde gerekli sorumluluk ve haklarımızı kullanmak durumundayız. Gündemimizi oluşturan ve belli bir sürede sürekli meşgul edecek olan Sivil Anayasa ümid ediyoruzki büyük bir uzlaşı ortak bir karar alınarak belli makamların uyumlu çalışmalarıyla milletimize kazanım olarak sunulur. Ülkemize belli kılıflar giydirmek isteyenlerin arzularını boşa çıkartmak gerekir. Ekonomiden siyasete toplumsal tüm konularda artık daha olgun bir Türkiye hedef birliği yapmış bir ülke olmak durumundayız.  Ülkemizdeki tüm unsurların ve toplumun kardeşliği her alanda en doğru şekilde uygulanmalıdır. Yine tüm şer odakları ve çıkar grupları tüm gücümüzle ve kararlılığımızla reddedilmeli önlenmelidir. Ümid ediyorum ve öyle inanıyorumki sorumluluk sahipleri bulundukları yerdeki ve işgal ettikleri makamlardaki görevlerini doğru şekilde kullanırlar. Milletin bekası ve müreffehiyeti için doğru şekilde doğru kararlara imza atarlar. Siyasi iktidar ve çiçeği burnunda cumhurbaşkanımız korkulanları milletimize yaşatmazlar. Millet olarakda doğrunun yanında doğru ve dik olmalı yanlışın karşısında kararlı duruşu sergilemeliyiz. Tüm gayretimizle bu süreç için çalışıyoruz gerekli mercilerinde aynı kararlılık ve sorumluluk bilinciyle hareket etmelerini temenni ediyorum....

10/1/2009

Çocuklar Ölmesin Savaşı Durdurun

TÜGGİP Hareketi Genel Başkanı Yaşar AVCU yaptığı yazılı açıklamada İsrail’in Gazze’de Filistin halkına karşı başlattığı utanç hareketini, katliam savaşını kınayarak, "Savaşı Durdurun Çocuklar Ölmesin" hareketini başlattı. 

 "Hiçbir gerekçe masum vatandaşların özellikle kadın, çocuk ve yaşlıların insafsızca katledilmesine neden gösterilemez,  bu vahşete tanık olanlarında buna sessiz kalması hazmedilemez. Belli süre önce Gazze de demokratik bir seçimle iş başına gelen Hamas iktidarı birkaç fevri olay dışında eski tutumunu değiştirmiş ateşkese uymuştur. Ne yazık ki İsrail ateşkese rağmen ablukayı kaldırmamış Filistin halkını tecrit politikasıyla dünyadan kopartmış kendi savaş hazırlıklarına hız vermiştir. Açıkça ortadadır ki bu savaşı tahrik eden kışkırtan ve Filistin Askerlerini mecbur bırakan İsrail olmuştur. Bu noktada şüphesiz canlı bomba olmak sivil halka zarar verecek eylemler içine girmek de doğru kabul edilemez. Hamas bu noktada ki tutumunda her ne kadar haklı da olsa kendisine Militan dedirtecek davranışlarda asla bulunmamalıdır. Kendi halkının bağımsızlık ve özgürlük mücadelesini veren Filistin askerlerine bu gün ülkemizde ve dünyada birçok kişi ve grup  terörist  demektedir.  Hamasın çaresiz kalıp yanlışlıkları olsada;  sapanla, soba borusuyla silah yapan askerlere militan demek hem kişilerin akıl tutulmasını hemde tarihden ve gününden habersiz olduğunu bize açıkça göstermektedir. Biz bu tutuma da şiddetle karşı çıkıyor, eleştiri yaparkende fikir üretirkende sağduyunun elden bırakılmamasını istiyoruz. Tarihi çok eskilere uzanan bu savaşta ülkemiz bu gün olmasa da yarın muhakkak taraf olacaktır.
Toplumuzun anlayamadığı bir diğer mesele bu savaşın arefesinde İsrail Başbakanının sn. Erdoğanla bir görüşme yapmış olamsıdır. Bu konu üzerinde art niyetli kimseler elbette negatif yorumlar hainlikle suçlamalar üretecektir. Tüm bunlarla birlikte bu konu üzerinde derin bir sis perdesi ve blirsizlik mevcuttur. Sinsi politikalarla ülkemiz kandırılıyor toplum uyutuluyor ve siyonist hedefler bir bir gerçekleşiyorsa bu vebalin altından ne sn  Erdoğan ne de bir başkaları asla kurtulamaz.  Tarihde yahudi lobilerine bir karış toprağı milyonlarca hazinelere karşı reddeden ecdadımız 2. Abdülhamit bu tutumu karşısında tahtından olmuştur. İnanıyoruz ki kendine onları örnek alan! sn Başbakanda aynı tutumu sergiler. En azından göz boyama taktikleri değilde netice getirecek somut hamleler ortaya koyar.
Savaşa, kana, zulme, adaletsizlik ve insafsızlığa tarihte dil, din, ırk gözetmeksizin karşı duran toplumumuz bundan sonrada elbette sahip olduğu temel değerlerle karşı duracaktır. Ancak bu asla haklı mücadeleyi terk etmek, ülkemize ve belli değerlerle akrabalık bağlarımız olan kardeşlerimize yapılan zulmü alkışlamak ve zalimi desteklemek değil bilakis gerektiğinde yılmadan en sert tepkiyi de göstermek olacaktır. Küresel gerçekleri görerek realist hareket eden bir  gençlik oluşturmak isterken, “Geleneğin Mirasıyla Geleceğin Teknolojisi  Ve Medeniyyetini  Buluşturmak” temel ilke ve prensibimizdir.  Ülkelerin refahı, ekonomik kalkınması, huzur ve istikrarı sadece istihdam oluşturacak alanlar değil geleceği ön görerek politikalar geliştirmekle sağlanacaktır. Biz bu nedenle Dünyada olup biten tüm olayları sosyo ekonomik ve tarihsel bir süzgeçten geçiriyoruz. Tüm bunların temelinde toplumumuz temel olmak üzere vicdani değerleri yitirmemiş toplumların yüreğini sızlatan bu vahşetin  hem ekonomik hemde  tarihsel derinlikleri olduğunu biliyoruz. TÜGGİP Hareketi olarak bir an önce bu savaşın durdurulmasını, çocuk ve masum insanların katledilmesine son verilmesini  istiyor; yapılan bu katliamı nefretle kınıyoruz. Bu konuda hiçbir görüş düşünce ayırdedilmeksizin tüm dostlarımızı destek vermeye çağırıyoruz.

"Savaşı Durdurun Çocuklar Ölmesin"

8/11/2008

Hayat Felsefem

Hayatımda Önem Verdiğim Temel Değerler- Yaşam Felsefem

 

 

1. Kendimi geliştirmeye ve yeni değerler kazanmaya çok önem veririm. Bu bağlamda dünyada olup biten her şeyle ilgilenir, kitaplar okur, çalışmalar yapar ve araştırır; bunlarla birlikte dinlenmek ve eğlenmek için zaman ayırırım.

 

2. Yaratılanı hoş görürüm yaradan ötürü diyerek insanların temel hak ve özgürlüklerine değer veririm. Din, dil, ırk, görüş, düşünce ayırmaksızın; taşıdığım değerlerle insanlara yardımcı olmaktan, yeni ufuklar açmaktan ve onlara hizmet etmekten mutluluk duyarım.

 

3. Değer verdiğim kişileri aklımdan asla çıkartmam; görüş ve yorumlarına sürekli başvururum ve onları ihmal etmem.

 

4. Değiştirilmesi mümkün olmayan şeylere karşı gelmem. Gücümün yetmeyeceği olgularla ve olaylarla daha farklı iletişim yolları kurarak var olan gerçeklikten yararlanmaya gayret ederim.

 

5. Sürekli yeni kazanımlar ve artı değerler için gayret sarf ederim. Maddiyata önem vermem, muhtaç olmayacak kadar var olmasının tatmin edeceği gibi daha önemli şeylerin var olduğunu yüreğimde hissederim.

 

6. Her durumda pozitif tutumlar geliştirmeye çalışırım, sahip olduğum birikim, güven ve kendime saygı duygusuyla sorunları izler, fırsata dönüştürmeyi denerim.

 

7. İyi bir aile babası olmak için gayret ediyor, kendimi sürekli bu noktada geliştiriyorum. Biliyorum ki bir aile babası olduğumda eşime, çocuklarıma, çevreme, ülkeme ve dünyaya karşı ek bir sorumluluk üstlenmiş olacağım.

 

8. Temel hedefim sürekli gelişmek ve geliştirmek, değişmek ve değiştirmektir.

 

9. Allah’a inanıyor ve ona layık olmaya çalışıyorum. Ona güveniyor ve yardımını istiyorum. Bana verdikleri karşısında, sahip olduğum değerleri sürekli geliştiriyor, hayatımda samimiyetle uyguluyor ve uyguladıklarımı başkalarının da yararlanması için insanlara sunmaya çalışıyorum. Bu şekilde ona şükrediyor, bana verdiklerine karşılık hizmet yolu ile ona borcumu ödemek istiyorum.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

8/11/2008

Kendini Tanıma ve Mutlu Olma Yolculuğu

Kendini Tanıma ve Mutlu Olma Yolculuğu

 

 

Her ne kadar kitaplar yazılacak, hikâyeler anlatılacak çok uzun bir hayat tecrübem olmasa da; hayatımın bu güne kadar ki kısmının büyük çoğunluğunu insanları gözlemleyip onları tanımaya çalışmakla geçirdim. Anadolu’nun şirin olmakla beraber bir o kadar da yeni ili olan Aksaray’ın “ilk duyanlara herkesin bekar olduğu sanılan ancak adını Bekar Sultan Türbesinden alan” Bekarlar Kasabası’nda başlayan hayat mücadelem 3 yaşından sonra İstanbul’a göç ederek yeni bir sürece girmişti. Elbette bir ‘’Yörük’’ çocuğu olmakla memleketin her evladı gibi Anadolu’nun öz değerleriyle şekillenen kültürümüz kişiliğimizin de adeta mayasını oluşturdu. Ecdadımızdan gelen misafirperverlik aşkı ve insanlarla iç içe olup aktif bir yaşam tarzı bu güne kadar ki tecrübelerimizi sürekli perçinledi. Bütün çalışmalarımı milletimizi oluşturan her ferdin taşıdığı değerlerin hamuru olan ruh ve kültürle yapma gayretindeyim. Bu bağlamda gördüklerimden, dinlediklerimden yaşadıklarımdan ve okuduğum birçok alandaki kitaplardan yola çıkarak çalışmalarımı şekillendirdim. İçimdeki ülke sevdasının vermiş olduğu feyizle Türkiye’mizin birçok ilini, ilçesini, köyünü ziyaret ederek milletimizle kucaklaşmanın eşsiz hazzını tattım. Çıktığım bu yolculukta tüm çalışmalarımı birebir hayatın içinden gerçekleri yaşayarak, anlayarak, dinleyerek ve tecrübe ederek yapıyorum.

 

Herkes insanlığı değiştirmeyi düşünürken kimse kendini değiştirmeyi düşünmez. “Yeni iyi ve güzelse al, eski kötü ve çirkinse at” anlayışıyla hareket ederek her geçen gün kendimi geliştirmenin mutluluğunu yaşarken, gönül dostlarıma da bu çıkılan yolculuğun mihenk taşlarını tavsiyelerle anlatmak istedim.

Tüm bunların temelinde şunu biliyorum ki insanı hayata bağlayan çok şey vardır. Hayata anlam katabilen yalnız insandır. O halde insanın kendi durumunu en iyi şekilde kendisi değerlendirebilir. Bu yolda olan bir insan sağlıklı bir bedene, iyi analiz eden bir zihne ve huzurlu bir ruh haline sahiptir. Bu kişi hayatın içinde zayıf yanlarını sürekli azaltır, güçlü yanlarını sürekli geliştirir.

Evliliğinde, iş hayatında, işletmesinde ve bulunduğu toplumda kaliteyi yükseltmek isteyen kimse öncelikle kendi bilincini yükselterek işe başlamalı. Bir sorunla karşılaştığı zaman değişik yorumlarla zaman öldürmek yerine sorunu çözmeye odaklanmalıdır. Bu şekilde içindeki güçleri harekete geçirerek hayata karşı coşkulu bir hale gelmiş olur. Zaten bütün büyük başarılar coşkuyla çarpan bir kalbin ürünüdür. İnsan istediği duyguları yaşamak istiyorsa, kendini kontrol edemeyeceği dış olayların merhametine bırakmamalıdır. Kendine hakim olup; duygu, düşünce ve davranışlarına hakim olursa mutlu olur.

İnsanoğlu kendi varlığının yapısı ve işleyişi hakkında yeterli bilgiye sahip değil. Bir otonun bir vapurun yönetimini çok iyi bilen insan, ne yazık ki kendini yönetmeyi yeterince bilmiyor. Özellikle duygusal ve ruhsal yönden kendi kendine yabancı; bu nedende kendi dışındaki güç kaynaklarına esir oluyor. Kendi, iç hazinesini tanıyabilse bu yola sapmayıp kendi yolunda ilerleyecek. Hayatını kendi korkularının yönetmesine izin vermeyecek, kendi varlığını geliştirmek için mücadele edecektir. Şairin sözünde olduğu gibi “hoşça bak kendine ki, sen âlemin özüsün” sözünün anlamı çok manidardır.

İnsanoğlu duygularını çok iyi tanımış olsa, doktorlar ve psikologlarla uğraşan kişi sayısı azalırdı. Böylece depresyonu değil mutluluğu seçerlerdi. Duygularını iyi tanıyan kimse; anlaşmazlıklar, çelişkiler, kaygılar, ölüm, kazalar, yaşlanmak gibi birçok hayatın olumsuz anlarında duygularını kontrol edebilir ve olası bir mutsuzluğun, depresyonun önüne geçebilir. Bir mutluluk kapısı kapandığında ötekisi açılır. Oysa çoğu kez dikkatimizi öylesine kapanan kapıya odaklamışızdır ki bizim için açılan yeni kapıyı fark etmemişizdir bile. Eğer dikkatimizi yeni açılan kapıya odaklarsak, hayatın önüne geçemediği olumsuz şartlarına daha güçlü bir duruş sergileyebiliriz. Nasıl ki Mevlana duyguları bir ata benzetiyor; ata binmiş kişi, dizginleri bırakırsa atın onu nereye götüreceğini bilmez. Attan inerse o zamanda yoluna gidemez. Bütün bunların orta noktasını bu kendini bilme yolculuğunda bulabiliriz.

Her insan hayatın anlamını kendi vicdanında aramalıdır. Bu anlam görünmeyen harflerle insanın kalbine yazılmıştır. Bunu anlamak için insana ‘’oku ve kendini bil’’ öğüdü verilmiştir. Allah değersiz hiçbir şey yaratmamıştır. Yetenekler ve potansiyel insanın içinde kalsın diye verilmemiştir. Bu büyük kudretin vermiş olduğu potansiyeli sürekli geliştirmek ve başkalarıyla paylaşmak için var olduk. Öyleyse bize emanet edilen bu potansiyeli ortaya çıkartmak için sorumluyuz. Aklımızı bilinçli şekilde kullanarak kendimize doğru içsel yolculuğa çıkalım. Hayatın bir anlamı ve amacı olduğuna inananlar için bu yolculuk çok keyiflidir. Bu yol hayatınızı daha anlamlı kılacak bir yoldur. Hazırsınız bu “kendini tanıma ve mutlu olma” yolculuğuna birlikte çıkmaya ne dersiniz?

 

TÜGGİP Hareketi  GENEL BAŞKANI

Yaşar AVCU

 

 

 

5/11/2007

Ahmedin Oğlu Mehmed

         Ahmedin Oğlu Mehmedim

 

Bir mehmedin özlemi var hayallerimde

Bir şehid huzuru var ruhumda

Bende Ahmedin oğlu Mehmedim

Bayrağın en beyazında kan kırmızısındayım

 

Malazgirtte başlamış kudsi bir cihad

Tek gayeleri huzur, Allah birdir ehad

Viyanaya kadar uzanmış bu mübarek had

Şimdi hep zulum var, ey zalimler yerin dibine bat!

 

Sırlar dolu dünyamızda farklıyız biz

Türk yurdu orta asyadan gelen Alparslanız biz

Söğüte çınar diken Edebaliyiz

Çanakkalede şahlanan Seyyidiz biz

 

İçimde bir uhde kaldı ezelden

Mukaddesat emanetimdir ceddimden

Parçalansa bedenim geçsemde kendimden

Asla bir nebze dahi alamaycaklar ceddimin emanetinden

 

Dünya karışmış zalimler azmış

Barutlar patlıyor kanlar karışmış

Alemin en mukaddesine silahlar sıkılmış

Hey hat bu gün kudüse kan bulaşmış

 

Bir gerçek var hala aynı ruhda aynı yerdeyiz

Varolduğumuzdan beri Mustafayız Mehmediz

Bu inançla zalimi elbet zulmü yeneriz

Olsada harici ve dahili bedbahtlar biz hep Mehmediz

 

Yolumuzdan dönmeyeceğiz kalsakda tek

Bu millet olacak her dem tek yürek

Bükemeyecek zalim güçlü bir bilek

Şehit kanlarıyla sulanmış manevi bir emek

 

Bu gün vatanım içinde hainler dolaşıyor

İyi kötü farksız birbirine karışıyor

Kurdukları tuzaklara millet alışıyor

Ümidinizi yitirmeyin mehmedler yaşıyor

 

Şehidim ölü değilsin mevla buyurdu

O mübarek makamı yüce rasül duyurdu

İlelebet payidar kalacak bu yurdu

Her zaman Ahmedin oğlu Mehmed korudu

 

Koruyacak elbet sona ana kadar

Parçalanıp beden son damla kan akana kadar

Asla düşmeyecek kale dalgalanacak hilal

Yeryüzünden son Ahmed ayrılana kadar

 

 

           Yaşar AVCU

   TÜGGİP Genel Başkanı

              Şiirlerim

 

 

 

 

 

3/11/2007

Ne Haldesin İstanbul

         Ne Haldesin İstanbul

 

Ruyalarımda bir şehir raksediyor

Yakıyor benliğimi kendine hayran ediyor

Fatihler, Ulubatlı Hasanlar feryad ediyor

Senmisin istanbul şimdi ne haldesin

 

Mazinde bereket var rahmet var

Şimdi hey hat sokaklarında yas var

Surların yıkılmış boğazında zincir var

Ağlıyor Akşemseddin gözlerinde yaş var

 

Öyle bir şehir ki belde-i tayyib

Nerde Molla Gürani şimdi oda gayyib

Ruhlar mutsuz bedenler çaresiz ibadet zahmet

Haritanın tek beyazı şimdi Karacaahmet

 

Buhranlar oluşmuş kokuşmuş sokaklar

Her mabed arkasında günahlar saklar

Bu şehri gayri meccanen rahmetin aklar

Mücella dilekler göz yaşlarıyla o anı bekler

 

Bu günlerde dolmabahçe bir başka yasta

Ayasofya camii hüzünlü gözleri yaşta

Eyvah doğrul da bak herşey başka başka

Senmisin istanbul şimdi ne haldesin

 

Boğazda belirsizliğe doğru hüzünlü bir akış

Mavilikler bulanmış sularında akan kan

Dalgalarında yalnız nurlu bir köpük var maziden kalan

Tepeler yasta çamlıcada hüzünlü bir bekleyiş var

 

Mevlanın Ahmedi Alemlerin rahmeti

Müjdelemişti o eşsiz ilahi fethi

Memnunmu şimdi Fethin Mehmedi

Senmisin İstanbul şimdi ne haldesin

 

Nerede alemlere ışık saçan medreseler

İlimsiz irfansız kaldı nesil sokaklarda serseriler

Millet özlemle yeniden asımın neslini bekler

Hey hatki tarihinden bihaber zihinler

 

Surların nazarında yalnız bir ışık kaldı

Şimdi son kaleyi Süleyman aldı

Kanuni tarihin en doruğunda viyanada kaldı

Ümitlen istanbul vazifeyi Kemaller Ahmedler aldı

 

Tüm özleminle diril artık İstanbul

Mavi kanınla surlarda yeni bir hayat bul

Elbet olacak destekçin mübarek bir kul

Ben ümitliyim ya sen ne haldesin İstanbul

 

 

       Yaşar AVCU

TÜGGİP Genel Başkanı

          şiirlerim

 

 

 

 

 

 

 

<